Top Çevirmekle Maç Kazanılmaz
2026 Dünya Kupası'nda A Milli Futbol Takımımızın Paraguay karşısında aldığı mağlubiyet, yalnızca sportif açıdan değerlendirilecek bir sonuç değildir.

Barış Ekerbiçer
-Bu karşılaşma, aslında iş dünyası açısından da son derece önemli mesajlar içermektedir. Çünkü bazen futbol sahalarında yaşananlar, işletmelerin içinde bulunduğu durumu anlatmak için en güçlü metaforlardan biri haline gelebilmektedir.
Paraguay karşısında sahaya çıkan Milli Takımımız, maç boyunca topun büyük bölümünü kontrol etti. Rakip takımın ikinci yarıda on kişi kalması ise ülke olarak hepimize "Artık bu maç döner" düşüncesini yaşattı. Ancak beklenen olmadı. Türkiye, sayısal üstünlüğe rağmen gol üretemedi ve sahadan mağlubiyetle ayrıldı. Maçı izleyenler ortak bir noktada birleşiyordu: Milli Takım topa sahipti ama oyuna hükmedemiyordu. Top sürekli dolaşıyor, paslar yapılıyor, oyuncular hareket ediyor fakat rakip kalede gerçek anlamda tehdit oluşturan organizasyonlar bir türlü geliştirilemiyordu.
Aslında bugün birçok işletmenin içinde bulunduğu durum da bundan çok farklı değildir. Özellikle son yıllarda artan finansman maliyetleri, yüksek enflasyon, daralan kâr marjları ve yoğun rekabet ortamı, işletmeleri her zamankinden daha dikkatli hareket etmeye zorlamaktadır. Ancak buna rağmen pek çok işletmenin hâlâ günlük koşuşturmanın dışına çıkamadığını görüyoruz. Gün boyu toplantılar yapılmakta, yüzlerce e-posta gönderilmekte, sayısız telefon görüşmesi gerçekleştirilmekte ve yoğun bir çalışma temposu sürdürülmektedir. Ne var ki bütün bu yoğunluk çoğu zaman işletmenin geleceğini şekillendirecek stratejik kararların alınmasına yetmemektedir.
Çünkü hareket halinde olmak ile ilerlemek aynı şey değildir. Bir futbol takımının doksan dakika boyunca topa sahip olması nasıl galibiyet anlamına gelmiyorsa, işletmelerin de yalnızca faaliyetlerini sürdürmesi başarıyı garanti etmez. Önemli olan, yapılan faaliyetlerin işletmeyi hangi sonuca götürdüğüdür. Şirketin kârlılığı artıyor mu? Nakit akışı güçleniyor mu? Riskler zamanında tespit edilebiliyor mu? İşletme değişen ekonomik şartlara uyum sağlayabiliyor mu? Eğer bu sorulara olumlu cevap verilemiyorsa, yoğun çalışma temposunun tek başına bir anlamı kalmamaktadır.
Bugün birçok işveren, ekonomik belirsizliklerin geçmesini bekleyerek mevcut düzeni sürdürmeye çalışmaktadır. Oysa iş dünyasında beklemek çoğu zaman çözüm değildir. Aksine, zamanında alınmayan kararların maliyeti her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır. Verimsiz süreçlerin devam ettirilmesi, kârlılığı bilinmeyen satış politikalarının sürdürülmesi, dijital dönüşüm yatırımlarının ertelenmesi ve veri temelli yönetim anlayışının benimsenmemesi, işletmeleri görünmez bir yenilgiye doğru sürüklemektedir.
Özellikle son dönemde işletmelerin en çok ihtiyaç duyduğu konu, veriye dayalı yönetim anlayışıdır. Hangi ürünün ne kadar kâr sağladığını bilmeyen, müşteri bazında kârlılık analizi yapmayan, geleceğe yönelik nakit projeksiyonu hazırlamayan ve risklerini ölçemeyen şirketler, aslında sahaya taktik olmadan çıkan futbol takımlarına benzemektedir. Belki bir süre oyunun içerisinde kalabilirler; ancak rekabetin giderek sertleştiği günümüz şartlarında uzun vadede ayakta kalmaları oldukça güç olacaktır.
Nitekim başarılı şirketlere baktığımızda ortak bir özellik göze çarpmaktadır. Bu işletmeler sadece günlük operasyonlarla meşgul olmamakta; aynı zamanda geleceği planlamakta, teknolojiyi etkin biçimde kullanmakta ve değişime hızla uyum sağlayabilmektedir. Gerektiğinde alışkanlıklarını değiştirebilmekte, maliyet yapılarını yeniden gözden geçirebilmekte ve cesur kararlar alabilmektedirler. Çünkü onlar bilmektedir ki iş dünyasında en büyük risk, değişim ihtiyacını görmezden gelmektir.
Paraguay karşısında yaşanan mağlubiyet bize bir kez daha göstermiştir ki sadece topa sahip olmak yetmez; önemli olan topu doğru yerde ve doğru zamanda kullanabilmektir. Aynı durum işletmeler için de geçerlidir. Yoğun çalışmak, sürekli meşgul olmak veya yalnızca mevcut düzeni sürdürmek başarı için yeterli değildir. Asıl önemli olan, işletmeyi geleceğe taşıyacak hamleleri zamanında yapabilmek ve oyunun kaderini değiştirecek adımları atmaktır.
Çünkü futbolun da ticaretin de değişmeyen bir kuralı vardır: Skor üretmeyenler, bir süre oyunun içinde kalsalar bile sonunda mağlubiyetle karşı karşıya kalırlar. Top çevirmek zaman kazandırabilir; ancak maç kazandırmaz.
Ne diyelim hem milli takımımız hem de işverenler kendi payına düşen hisseyi umarız en kısa sürede alırlar.