“YAŞATTIKLARINI MUTLAKA YAŞAYACAKLAR”
“Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste” Bir büyük atasözümüz böyle söyler; Kim kime ne gibi haksızlık ve zulüm yaparsa Yaşattıklarını mutlaka yaşamadan ölmez, ölemez,

Abdulkadir Kaçar
-Bu gerçek geçmişte yaşananlarla defalarca test edilmiş
Defalarca kanıtlanmış, ders almasını bilen insanlara defalarca örnek olmuştur,
Ama çoğu doyumsuz insan yaşananlardan ders almadıkları için, “ TÜM DÜNYA
BENİMDİR” sapkınlığıyla insanlara acı vermeye, onların
Hakkını sömürerek zengin olma çabasını aralıksız sürdürüyor,
…
Bir hadisi şeriftir şöyle der” YAŞATTIKLARINI YAŞAMADAN ALLAH ÖLMELERİNE İZİN VERMİYOR”
Ne güzel, tam da yerinde, isabetli bir intizar/bedduadır;
Bunun için hakkı sömürülen, hakkı verilmeyenlerin günümüzde ettikleri muhteşem bir yakarış var; zarar gördüğü kişinin adı hangi ortamda, hangi koşullarda geçerse geçsin;
“ŞU KİŞİ Mİ? AMA HA O ÖLMESİN; O ÇOK ZULÜM YAPTI, ÇOK HAK YEDİ; YAŞATTIKLARINI YAŞAMADAN SAKIN ÖLMESİN” der,
Günümüzde hemen herkesin hayatında böyle haksızlığı yaşama biçimi haline getiren sayısız bir örnekler vardır, şimdi soru şu;
-Sizin hayatınızda böyle kötü insanlar var mı?
Üzülerek belirtmeliyim ki geçmişte benim
Hayatımda da geçmiş dönemde bir iki kişi olmuştu,
…
Ben hiçbir zaman asla böyle beddua/intizar etmedim;
Günümüzde hala sömürüye devam hakkını yiyenlere canı yanan insanlar aralıksız şekilde, gece gündüz
Demeden sürekli şöyle beddua/intizar ediyor;
-O insan aman ve sakın ölmesin,
-Çok ve daima çok uzun benden fazla yaşasın,
-Allah ona kolay ölümü nasip etmesin, perme perişan olsun,
-O insan öyle uzun yaşasın ki; yaşattıklarını yaşamadan asla ve kat’a ölmesin,
-Bana verdiği sıkıntıların çektirdiği acıların bin katını yaşarken görsün,
-Sakın ama sakın ölmesin, içten gelerek söylüyorum çok uzun yaşasın,
-Yaşattıklarını yaşamasını ve ölümünü görmek istiyorum,
…
Bu olumlu gibi görünen ifadeler aslında zulüm yapan kişiye karşı iyi niyetle, söylenen,
O kişinin hayatının asla uzaması mutlu yaşaması için değil
Tam aksine haksızlık yapan bu kötü insana bedua/intizardır?
O kişinin yaşattıklarından daha büyük acılar yaşaması için söylenir,
Çünkü bu şekilde beddua eden insan o kişinin geçmişte, belki hala hakkını gasp etmektedir etmiştir, yarın da edecektir,
Ama yetki elinde olanı, iş verdiği çalışanı ona karşı koyma gücü ve yeteneğin yoktur,
Kendisini sömüreni gözünün içine bakarak hakkını da yese orada o kişiyle çalışmak zorundadır ve hakkını alamadığı
Ve o kişiye karşı herhangi yaptırım gücünün olmadığı yerde,
O zalim insanı Allahın yüce mahkemesine havale etmesinin intizarı/bedduasıdır,
…
Çalışanı üzerinde tam ve tek yetkiliyken, tüm ipler elindeyken,
Hakkını bilerek kasıtlı şekilde vermeyen, ona vermesi gereken
Hakkını bile isteye kasıtlı şekilde kendisi yiyen,
İnsana emeğin vermemekten ona zulüm etmekten bilinçli şekilde kıvanç duyan,
Hatta çalışanı karşısına geçerek sevinçten kasıtlı şekilde,
Mutluluk kahkahları atarak bilinçli biçimde, gülüp oynayan,
Ona büyük acılar veren, zulüm eden, büyük yoksulluklar yaşatan,
Eşine, çocuklarına karşı bilinçli şekilde mahcup olmasına neden olan,
Haksızlık yapan işverene karşı söylenen Allahın mahkemesine havale eden bir yakarıştır,
…
Çünkü işverene karşı çalışanın hiçbir yaptırım gücü yoktur,
Çalışanın o hain insanı cezalandırma yetkisi ve olanağı da yoktur,
O sadece kendi işini severek, taparcasına sıfır hata yüzde yüz başarıyla yapan insandır,
Kendine hakkını vermeyen, bu zulmü yapana karşı büyük bir beddua/intizardır,
Allahın yüce mahkemesine havale etme şeklidir,
…
Aslında insanlık tarihi boyunca çalışanla, çalıştıran arasında
Binlerce yıldan beri asla giderilemeyen haksızlık ve hukuksuzluk günümüzde de acımasızca daha büyük vurgunlar şeklinde aralıksız olarak devam etmektedir,
Hele de günümüzde iş hayatı inanılmaz suiistimaller, bilerek isteyerek insan kayırmalar, suiistimaller, liyakatsizlik, politik ayak oyunlarıyla,
İş hayatında hak hukuk tanımazlıklar, bile isteye hak yemelerini aralıksız sürdürmektedir,
Dünyanın hemen tüm ülkelerinde, insanın olduğu hemen her yerde,
Yani iş hayatı inanılmaz büyük boyutlarda aralıksız olarak devam etmektedir,
İş hayatı inanılmaz bencillikler, ayak oyunları, oyunbozanlık, kin, nefret, intikamlarla doludur,
“EKMEK ASLANIN AĞZINDA DEĞİL ARTIK MİDESİNE KADAR İNMİŞTİR”
…
Çalışan insanın patronu ya da iş veren amiri konumundaki
Kişiye hiçbir zaman gücü yetmez, yetemez yetmeyecektir,
Ayrıca yasalar buna asla izin vermez, vermeyecektir,
Gariban çalışanın hakkı daima gasp edilmiştir edilir, edilecektir,
Hakkı bile isteye, yüzüne kasıtlı şekilde haince zevk alırcasına gülümsemeyle sömürülür,
Anasının ak sütü gibi helal olan alın teri yani hakkı kasıtlı biçimde yok sayılır,
Bu aşamada çalışanın işveren konumundaki kişiye karşı
Koyma gücü sıfır bile değil aslında hiç yoktur, olmaz, olamaz, asla da olmayacaktır,
…
Hele de hak yemeyi çalışanların emeğini sömürmeyi maharet saymayı tüm ömrünce yaşama biçimi haline getiren,
Hele de çalışanın emeğinden çalarak zengin olmayı hedefleyen kişilerin sayısı günümüzde düne göre bir hayli fazladır,
Hakkı yenilen gariban çalışanın elinde yaptırım gücünün tamamı elinden alınmıştır,
İşveren konumundaki, kişilere verilmiş durumdadır,
Çalışanın hakkını arama, alma ve intikam şansı yoktur,
Çünkü hakkı kasıtlı biçimde yenilse de,
İşyerinden alacağı, bir bölümü gasp edilmiş hak ettiği çok az bir parayla hayatını sürdürmek zorundadır,
Evine çocuklarına bakmak onları geçindirmek durumundadır,
Emeğinin karşılığı kasıtlı, bilerek, isteyerek verilmediğinde elindeki tek gücü kalmıştır o da sadece beddua/intizar etmektir…
Bu intizar/beddua tutar ya da tutmaz, bilinmez,
Allahın yüce mahkemesinidir, kendine zulüm edeni
Hakkını vermeyeni oraya havale eder,
Ama yaşanlardan alınan ve görülen, bilinen
Kadarıyla denilebilir ki çalışanın hakkını vermeyen
Onun hakkını yiyen bir işveren asla iflah olmamıştır olmamaktadır, olamayacaktır,
Büyük acılar çekerek yaptıklarından pişman şekilde acılar içinde
Ölmektedir yaşadıkça her insan bunlara defalarca tanık oluyor maalesef,
…
Hayatınızda bilerek, isteyerek kasıtlı biçimde hak yiyen ve kasıtlı biçimde vermeyen oldu mu?
Üstelik bunu yapmaktan zevk aldığını karşınıza geçerek haince ve kasıtlı şekilde güle oynaya belli etti mi?
Size ödemesi gereken parayla gününü gün etti mi?
Karşınıza geçip, yetki ve kendi gücünün büyük,
Sizi ezmek için kullandığını, kendisine karşı,
Hiçbir gücünüzün olmadığını beden diliyle defalarca hissettirdi mi?
…
Onun bu haksızlığına, karşı koymaya hakkınızı
Söküp almaya istemeye gücünüz yetmedi mi?
Uğradığınız her türlü haksızlığa karşı onun,
Sizi sömürmeye devam etmesine göz yummak zorunda kaldınız mı?
İşte o aşamada sırtınızı dayayacağınız o ölümsüz ve muhteşem ilahi güç devreye girer:
-Allah seni çok uzun yaşatsın ama asla öldürmesin,
-Allah seni benden çok uzun yaşatsın,
-Bana yaşattıklarının bin katını yaşamadan asla ölme,
Yanınızda biri o kişiye ”AMAN BU KİŞİ ÇOK İYİ İNSAN; ÇOK YAŞASIN” dediğinde, haksızlığa uğrayan kişi hemen atılır;
-Aman sen ne yapıyorsun?
-O insan çalışanların hakkını vermeyen hain ve gaddar bir kişidir,
- Allah benim ömrümden kesip ona versin,
-Allah ona ölümü asla nasip etmesin,
-Çok ama çok yaşasın, benden önce sakın ölmesin,
-Onun nasıl öleceğini, yani ölüm şeklini merak ediyorum, Allah bunu bana nasip et dersin der,
…
Sonuç olarak; Allah hayat isimli bu tiyatro sahnesinde,
Daima iyi insanlarla, iyi işverenlerle karşılaştırsın,
Allah çalışanın teri kurumadan verenlerle dost etsin,
Halkımızın ifadesiyle, şu kutsal hadis ne diyor;
“ALLAH KÖTÜLÜK YAPANLARA DA YAPTIKLARINI YAŞATSIN; YAŞATMADAN DA ÖLDÜRMESİN”
Bu arada iyilik yapanlar da iyilikleri yaşayacaklar; tıpkı kötülük yapanların kötülükleri yaşayacakları gibi… UNUTMAYIN….
ABDULKADİR KAÇAR ADANA 2026