MEKTUBUN AÇIKLADIĞI SIRLARIMIZ
Mektup insan neslinin bulduğu, yüzyıllardan beri sürekli uyguladığı geçmişte yaşanıp ama unutulan her olayı beşikten mezara kadar tekrar anlatır, dostça hatırlatır, yalansız dolansız şekilde insanı ikna eder,

Abdulkadir Kaçar
-…
1980 ve 1981 yıllarında Tahsin Abim Ankara Kara Kuvvetleri Komutanlığında Asteğmen olarak 14 ay, ben 1981 yılında kısaltılmış er olarak 3,5 ay Erzincan 59.Top. Er. Eğt, Tuğ, Komutanlığında askerdim,
…
Bu sürelerde iletişimizi hep mektuplarla yaptık, o yıllarda Erzincan daki tugayda 10 adet jetonlu telefon kulübesi vardı, her kulübenin önünde 50 bazen100 kişiden oluşan asker arkadaşlar guruplar sıraya giriyordu,
Sıraya defalarca girmiştim, tam konuşacağım sırada eğitime geri çağırılıyordum, ya da konuşacağım sırada elimdeki jetonları kulübedeki kumbaralar peş peşe acımasızca yutuyordu,
3.5 ay boyunca yani o kulübelerin birinden asla Adana ile telefon konuşması yapamamıştım, diğer tüm asker arkadaşlarım da aynı şeyden şikâyetçiydi,
…
O dönemlerde en sağlıklı, en kalıcı, iletişimimizi(bu gün bunun değerini çok daha iyi anlıyorum) mektupla yazıyorduk,
Bir hafta, on gün içinde mektuplar gidip, o sürede geri karşılığı geliyordu,
Mektubun verdiği moral bir hafta on gün boyunca şahane mutlu ediyordu,
…
1970 yılında canım babam Adana da sabah namazına giderken trafik kazasında hayatını kaybetmişti… Ailenin babası olan Tahsin ağabeyimdi o yıllarda çok çalışarak bizleri kimselere muhtaç etmeden varlığımızı sürdürdü,
Daha sonraki evlilik dönemleri falan araya girince, ya da iş alanımızda en yakınlarımız aramızı bozup melek rolü oynadığı için doğal olarak bazı soğukluk dönemlerimiz olmuştu, o süreçler bazen çok kısa, bazen de istemesek bile yıllar almıştı,
…
Ama 1980-1981 yılları arasındaki o dönemlerimizi de anlatan Tahsin abimin yazdığı duygusal mektupları geçenlerde bilgisayarıma yükledim… Tahsin abimin beni ne kadar çok sevdiğini bu mektuplar yalan ve hileye politikaya kaçmadan somut biçimde anlatarak,
Her satırıyla beni ikna ettiler her harfine bile en küçük bir şüphe duymadan kesinlikle inandım…
Tahsin abim beni meğer ne kadar çok seviyormuş… Ta çocukluğumuzda askere gittiğimiz sürece kadar olan zaman diliminde bana ne kadar çok değer veriyormuş ama bunları asla belli etmemişti,
O yıllarda sözlü olarak ifade edemediği ama bana olan sevgisi, ilgisi, güveni, beklentisini, yarınlara olan benimle ilgili besleyip oluşturduğu umutlarını mektupları satır satır bana somut biçimde yazdığı mektuplarla anlattı,
Aramıza giren bazı münafıkların yarattığı soğuk dönemlerin ne kadar uzun, boş, hatta gereksiz olduğunu şimdi burada çok net olarak gördüm,
…
Şimdi buradan Tahsin abime buradan itiraf ediyorum;
İyi ki benim abim olmuşsun
İyi ki aynı anne aynı babadan dünyaya gelmişiz,
İyi ki aynı çağda, aynı kültürde, aynı köyde, aynı şehirde yaşamışız,
İyi ki aynı dönemde asker olup vatanımıza borcumuzu birlikte ödemişiz,
İyi ki mektup denilen bu mucize senin bana olan sevgini, saygını, umudunu, beklentilerini net biçimde anlatmayı başardı,
Değerli Tahsin abim, ölümünün üstünden(2018) bu kadar zaman geçmesine rağmen, benim sendeki değerimi askerlik dönemimizde yazdığın mektupların çok net olarak anlattı, anladım teşekkür ettim,
Onlar en küçük bir yalan abartı, politika yapmadan yüreğindeki bana olan sevgin ve saygını, mektup denilen mucize bir belgeden öğrendim,
Değerli Tahsin abim,
Yaşarken sana karşı benim de asla bir yanlışım olmadı, sesimi dahi yükseltmedim, çünkü içinden geldiğimiz tatar kültürü böyle bizi bu ahlak kültürüyle yetiştirmişti… Büyüklerimize karşı sınırsız ve sorgusuz sualsiz itaat etmek prensibimizden asla ödün vermeden uyguladık… Bu mektupları okuduktan sonra da aile kültürümüzün ne kadar değerli, ne kadar doğru, benim sana karşı ne kadar saygılı davrandığımı iyi değerlendirip kendimle, kültürümle bir kez daha gurur duydum,
Benimle ilgili yazdığın çok kıymetli mektupların her satırı gözlerim dolarak okudum sonra da bilgisayarıma yükledim, artık hem mektuplar, hem de sen benim için çok değerli ve benim kutsalım oldunuz,
Sen çok büyük hayat mücadelesi vermişsin, ama bunu hiçbir zaman bizlere hissettirmedin, bunun için sana ne kadar çok teşekkür etsem azdır,
Sen 1949 doğumlu, ben 1954 doğumluydum, yıllarca aynı ekmeği yedik, aynı suyu içtik, aynı havayı soluduk,
Aynı bahçelerimizdeki meyve ağaçlarımızdan birlikte topladık, birlikte ürettik, birlikte sattık,
Mutlu günlerimizde birlikte sevindik; üzüntülü zamanlarımızda birlikte kahırlandık,
Bilerek, isteyerek, kasten sesimi hiçbir zaman yükseltmedim, lafının üstüne la söz etmedim,
Bilmeden varsa yanlışım buradan özür dilerim,
Keşke daha uzun yaşasaydın, keşke bana bu mektuplardaki sevgini, bakışını, beklentilerini o yıllarda öğrenip karşılıklı olarak sil baştan yeniden değerlendirebilseydik,
Sen soyumuzun en yetkin, tüm kadınların âşık olduğu muhteşem bir fiziki yakışıklılığa sahiptin; ünlü sanatçı olan soydamışız Orhan Gencebay’ ın tıpkısı ve aynı fiziğe sahiptin… Sen akıllı, söz sanatının en büyük ustasıydın, dostları bırakalım, kötü niyetli hainleri bile ikna etme gibi yüksek ve bilge bir kabiliyete sahiptin… Ayrıca çok inançlı, çok güzel hadisler anlatma kabiliyetinle insanların gönüllerine giriyordun,
Sonuç olarak;
Mektup(yani yazılı her belge) ne kadar ölümsüz, insan ne kadar ölümlü var canlıdır, 1980-1981 yılları arasındaki ikimizin de asker olduğumuz dönemde, birbirimize söyleyemediğimiz duygu ve düşüncelerimizi, o yıllarda yazdığın mektupların 2026 yılında çok sade bir dille, sıfır hata, sıfır yalan, sıfır politikadan arındırarak anlattı…
Aradan geçen bunca zamandan sonra, yazdığın 30 mektubun her türlü aile sırrımızı açık ve seçik olarak anlattı, ben çok mutlu oldum,
Hayat isimli serüvenin geride kalan karanlıktaki durumlarını, düşüncelerimizi ne kadar somut şekilde ortaya koydu için o nedenle senden bir kez daha özür diliyorum… Mekânın cennet, ruhun şad olsun değerli abim… Topraklar seni incitmesin… Her canlının ölümü tadacağından en küçük bir şüphemiz yok elbette; belki de öteki dünyada yeniden abi kardeş olabiliriz… Allahtan tek dileğimde budur…
Seni seven asla unutmayan, yıllar sonra bile senden özür dileyen kardeşin Abdulkadir Kaçar,
ABDULKADİR KAÇAR ADANA 2026