“SEYAHAT ETME BAĞIMLILIĞI” VE KESİN TEDAVİ YÖNTEMİ…
Bir seyahat serüvenini daha bitirmeden Bilinçli olarak hemen diğer gezi planı yapmak, Ondan dönüp yorgun bitkin ayakları henüz yere basmadan Hemen diğer seyahate yönelmek, koşmak,

Abdulkadir Kaçar
-O da daha bitmeden kıçı yer/çul görmeden
Bir başka geziye doğru yıldırım gibi koşup
Gitmek, sürekli başka daha farklı ufuklara kürek çekmek,
Akıllı ve normal bir insan için sağlıklı
Bir davranış değildir, olmaz, olamaz,
Ekonomik engeli olmasa bile insanın
Böyle davranması asla mantıkla açıklanamaz,
Bunun bir tek açıklaması şudur ki;
“BU DAVRANIŞ ŞEKLİ BİR TÜR SEYAHAT HASTALIĞIDIR”
…
Sürekli bir geziden diğerine koşmak bana göre,
Kendinden kaçmak, ruh ve bedenini yok saymanın diğer adıdır,
Ya da kendiyle dost olamayan insanın özünden korkup varlığına tahammül edememektir,
Bu durum zaten matematiksel olarak da açıklanamaz,
…
Sürekli “SEYAHAT ETME BAĞIMLI HASTASI” olarak,
Böyle davranan bunu yaşama biçimine
Haline dönüştüren kişi ya da kişiler;
Aslında kendiyle ruhsal sorununu çözemediğini kanıtlamaktadır,
Bu rahatsızlığını da gezi kalkanının
Arkasına sığınarak sıkıntılarından kurtulduğunu gizlerler,
Ama diğer yandan farkında olmadan, bu seyahatler
Sırasında çektikleri fotoğraflarla gerçek ruhsal durumlarını dünyaya ilan ederler,
…
Böyle davranan kişi ya da kişiler aslında,
Öz varlığından korkup kaçtıklarını
Sosyal medyayla yayma gafletiyle ne yaptıklarının
Bilincinde olmadan kendi sıkıntısını dolaylı şekilde,
Dünyaya ilan ettiklerinin farkında bile değildir,
Oysa bu davranışlarıyla kendilerini ele verdiklerinin sinsice gizlemektedir,
…
Böylece leyleği sürekli havada kovalayanlar,
Kendini asla tanıyamamıştır, ruh ve bedeniyle küstür,
Çağın getirdiği ve kadim bilgilerle düşüncelerini,
Güncelleyememiştir, bu insanlar düşünce sistemlerinde,
Çağını çoktan tamamlamış en eski yazılımlarını kullanmaktadır,
Işıktan şaşırdığı için duvara çarpan canlılar genellikle gece uçan böceklerdir (güveler vb.).
Dönüp dolaşıp sürekli seyahat kalkanının arkasına saklanarak,
Sinsice gezlenip, sadece kendini kandırmaktadır,
Değiştiremediği düşüncelerinden yani
Öz be öz kendinden kaçanlardır,
...
Eski sürüm düşünce yazılımlarıyla hayat sahnesindeki rolünü oynamaya
Çalışan bu kişiler, kendini güncelleyemediği için
Varlığıyla ömür boyu kavgalı yaşar, kendini asla
Sevmez, mutsuzdur, hep kendinden şikâyet eder…
…
Hiçbir zaman çağındaki günceli yakalayamadığı için bu insanlar,
Kendinden kendi düşüncesinden bıkıp usanmıştır,
Bu yüzden kendiyle baş başa kalmaktan korkar,
Yaşamı boyunca ret ettiği ruhuyla yüzleşmekten ateşten korkarcasına
Kaçıp uzak durup kendini kalabalıkların içine atar,
“SEYAHAT ETME BAĞIMLISI HASTALIĞINI” umarsızca sürdürür,
…
Bu türlü insanlar içinde bulunduğu koşullar ne olursa olsun;
Doğuştan itibaren özüyle asla dost değildir, olmamıştır olamayacaktır,
Bin yıl yaşasa da kendine daima yabancı kalmayı sürdürecektir,
Çünkü eski yazılım düşünceleri onu sürekli tedirgin edip kendinden korkutur,
Kendi düşüncelerinden çekinir ürker, hep tedirgin yaşar,
Bunun da ötesinde bir gün kendi kendine
Zarar vermemek, için yani kendinden, varlığından
Kaçarak “SEYAHAT ETME BAĞIMLISI HASTALIĞIYLA” hayatını sürdürür,
…
Zaten durmadan ve aralıksız şekilde
Seyahat etmesinin ana nedeni tamamen budur,
Ekonomik boyutları, hatta altından kalkamayacağı kadar büyüklükte
Olursa olsun ne kadar harcamalar yaparsa yapsın,
O insanın asıl amacı hayatta kalma süresi bana göre seyahat edebildiği süre kadardır,
Ya da “SEYAHAT ETME BAĞIMLISI HASTALIĞI” simli kalkanın arkasına saklandığı süre kadar olacaktır,
…
Düşüncelerini, hayata bakışını çağa uydurmayı başaramadığı için
Aralıksız şekilde kendinden daima kaçar,
O şehir senin, bu şehir benim
O ülke senin, bu ülke benim
O kültür senin, bu kültür benim diye
Kaçıp seyahat ettiği yerlerde mutluluk
Başarı, sevgi, bazen de boşuna aşk arar,
Gerçek olan insanın uzaklaştığı, tedirgin olarak
Kaçtığı kişi ve varlık aslında tam da kendidir,
Korkup, uzaklaşmak istediği, her sabah başka,
Bir otel odasında gözünü açmak için “SEYAHAT ETME BAĞIMLISI OLAN HASTALIĞINA” devam eder,
…
Böyle davranan kişiler; ne evrensel hayatı,
Ne de kendi öz ruhunu, ne bedenini,
Ne de ilk ve son kez sadece bir kez elde etmeyi,
Her anı mucize olan hayatı, canlı organizma
Bedenini anlamamış, anlayamamıştır,
Kaç yaşına gelirse gelsin çözememiş, çözemeyecektir,
…
Kendinden korkup kaçan bu kişini kariyeri
Siyasi ve ekonomik durumu ne olursa olsun
Beden ve ruh yapısını birbirine sevdirip,
Onları birbirleriyle karı koca yapma yeteneğinden,
Ömür boyu farkında olmamış, bu bilinçten hep yoksun yaşamıştır,
Hayat başarılı olduğu görüntüsü verse bile, iç dünyasında
Kendine karşı daima başarısız ve doyumsuzdur,
Böylece hem kendine, hem çevresine karşı kızgın
Aralıksız şekilde alıngan ve korkarak yaşamış ve
Son nefesine kadar da böyle yaşayacaktır,
…
Bu düşüncedeki kişinin ömür boyu bedeni A derken,
Ruhu tamamen tersine Z frekanslarındadır,
Yani bedeni ve ruhu uyumsuzluğunun zirvesini oluşturur,
Birisi kuzey kutbunda gezerken, diğeri
Güney kutbunda kafası bozuk olarak aralıksız tur atar,
…
Bu kadar uyumsuz olan ruhu ve bedeni
O kişiyi ömür boyu bunalımdan bunalıma
Sürükler, sürüklemiştir sürükleyecektir,
Kendi öz varlığı ve ruhuyla karşılaşmamak için,
Seyahatinin birisini bitirmeden diğer koşması,
Başlaması ekonomik olarak bütçesine yıkım,
Getirse de, onun hayatta kalması “SEYAHAT ETME BAĞIMLISI HASTALIĞINI” devam ettirmesine bağlıdır,
…
Yani öz varlığına bir an bile tahammül edemeden
Asla yönetemediği kendi bilinçaltı düşüncelerinden korkup kaçması,
Varlığını ve tüm birikimlerini seyahatlerde
Harcaması ömür boyu aralıksız olarak bu davranışına
Devam ettirmesinin ana nedeni tamda budur,
…
Aralıksız olarak seyahat etmek,
Aralıksız şekilde başka yerleri gezmek,
O ülke senin, bu ülke benim,
O şehir senin, bu şehir benim
O yerel lezzetler senin, b yerel lezzetler benim,
O gün batımı buradan güzel görünüyor,
Bu gün batımı şu ülkeden daha harika,
Öteki yerel lezzetler falanın filan hikâyelerinin arkasına saklanarak yaşamak vs,
…
Kendiyle doğuştan itibaren dost olmayı başaramayan,
Kendine bebekliğinden başlayarak yabancı olan
Bu sahnedeki varlığına tahammül edemeyen insanlardaki adı “SEYAHAT ETME BAĞIMLISI HASTALIĞIDIR”
Elbette seyahat kıvamında, yeterince yapılmalıdır,
Yerinde yapılırsa muhteşemdir ancak her şey dozajında güzeldir,
…
Bu insanlar bırakın dünya gezegenini,
Bu güne kadar hiçbir canlının ayak basmadığı,
Diğer gezegenlere de gitseler bile, orada bir filozofun
Dediği gibi orada ilk karşılaşacakları kişi
Yine mutsuz ruh haliyle kendisi olacaktır,
Öz fikirlerini değiştirmedikleri, ruh ve bedenlerini
Birbirleriyle dost yapamadıkları sürece,
Kaç yıl yaşarlarsa yaşasınlar hep mutsuz
Sürekli doyumsuz ve acılar içinde var olacaktır,
…
Seyahat ettikleri sürece kendilerinin de asla inanmadıkları,
Hatta yapay biçimde, mutlu ve gülümseyen fotoğraflarını
Sosyal medyada paylaşarak sözde başarı,
Hikâyelerini anlatmaya devam edeceklerdir,
Sadece dünyada kendi gibi ruhu ve bedeniyle
Tanışmayan bazı aptal insanları inandırmaya devam edecektir,
…
Oysa bu “SEYAHAT BAĞIMLISI HASTALIĞININ”
Çözümü ve ilacı çok basittir, o da kişinin başarabilirse,
Kendi bilinçaltı evreniyle tanışmak ve oraya
Her koşulda egemen olacak biçimde yeni,
Düşünce yazılımını güncellemesini uygulamasıdır,
…
Yani yeni bir ruh ve bedeniyle, yeniden tanışması,
Kendi varlığını baştan keşfetmesi onlarla dost olması,
Bu iki varlığını birbirleriyle barıştırıp,
Sevgili ve karı koca yapmayı başarmasıdır,
…
Beden ve ruhunu sahip olduğu şekilde kabul edip,
Yeni düşünce yazılımlarıyla güncellemesi,
Varlığıyla hızla kucaklaşması, baş başa kalıp özüyle
Aynaya bakıp hesaplaşmayı gerçekleştirmesidir,
…
Kendinin bir HİÇ olduğunu kabul etmesi,
En önce kendine yalan söyleyip kandırmaktan vazgeçmesi,
Sıradan basit, ölümlü, değersiz bir bedeninin
Olduğuyla varlığını sürdürmenin tek yol olduğu
Konusunda kesin ve net olarak karar vermesidir,
…
Aramasını bilen, kendini olgunlaştıran insan
İçin bunlar sıradan basit ve çok kolaydır;
“SEYAHAT ETME BAĞIMLILIĞI HASTALIĞINDAN”
Kurtulmanın tedavisi ve kesin reçetesi şudur;
Bedeni ve ruhuyla insanın her koşulda,
Kayıtsız şartsız olarak ebedi dost olmaya,
Çalışması her nefesinde de bunu başardığında
“SEYAHAT ETME BAĞIMLILIĞI HASTALIĞI”
Biraz zaman alsa bile süreç sonunda tamamen
Geçip gidecek bana göre mezara kadar da bitecektir,
…
Bu sahnede varlığını oluşturan ruh ve bedeniyle barışabilen,
Hatta onları dost sevgili yapmayı başaranların,
Kendinden kaçıp saklanıp, düşüncelerinden korkmasına,
“SEYAHAT ETME BAĞIMLISI” olmasına hiç gerek yok,
Kendi kendine zarar verebileceğini düşünmesi için,
Böylece hiçbir neden kalmayacaktır, bu olgunluğa,
Bu bilgeliğe ulaşan insanlar bir evde,
En büyük huzuru ne gezi bağımlılığında, ne de başka
Bireylerin egemenliğinde, onun yörüngesini
Yerine kendi iç evreninde bulacaktır, öyle ki,
Bir kentte, bir odada, ya da bir bahçede rahatlıkla mutlu
Şekilde bir ömür sürdürebilirler, yeter ki, kendini tanısın,
Beden ve ruhuyla dost olsun, özüyle hiçbir çelişki yaşamasın
Yeter ki bu iki varlığını birbirleriyle sevgili ve karı koca yapmayı başarsın NOKTA...
…
Sözün özü mutluluk keşfetmesini bilen insan için
Damarlarında dolaşan kanı kadar içindedir;
Keşfedemeyenlere yıldızlar kadar uzaktır;
Bazıları da mutluluğu bulmak için “GEZİ
BAĞIMLISI OLUR, SÜREKLİ ARAR İÇİNDEKİ
KENDİNİ BULAMADIĞI İÇİN MUTSUZ YAŞAR…
ABDULKADİR KAÇAR ADANA 2026