G-XTDENW5LW2
15 Eylül 2026 - Salı

“BİLGE ÇERÇİ”

Gözümüzü açtığımız her sabah; gün isimli “BİLGE ÇERÇİ” de bohçasını getirip önümüzde serer...

Yazar - Abdulkadir Kaçar
Okuma Süresi: 8 dk.
Abdulkadir Kaçar

Abdulkadir Kaçar

-
Google News

         Ömür boyu ya da dün, hatta uyanmadan birkaç saniye önce düşüncemizin kenarından geçirerek istediğimiz kendine verdiğimiz her türlü siparişlerimizi; eksiksiz, kusursuz tam olarak getirip bize sunar ve şöyle der...

        -BEĞENSENİZ DE BEĞENMESENİZ DE; İŞTE BUNLAR BANA VERDİĞİN SİPARİŞLERİN...  BUYUR AL, DOYA DOYA KULLAN der...

         ...

       Aralıksız biçimde ömür boyunca uyandığımız her gün bu sahne düzenli olarak sürekli tekrarlanır...

       Bu nedenle doğan her günü; getirdikleriyle “BİLGE ÇERÇİ” ye benzetiyorum… Hani çocukluğumuzda bohçacı kadın çerçiler vardı ya; onlarda verilen siparişleri kusursuz olarak birkaç gün sonra getirirlerdi...

        Ya da o anda bohçasında bulunan insanlara sunar; kişiler beğendikleri ürünleri ücretini ödeyerek alırdı...

           ...   

          İşte bu nedenle; doğan her günü “BİLGE ÇERÇİ” ye benzetiyorum… Ama bu çerçi çok farklı; öyle ki hem ömür boyu; hem de uyanmadan birkaç saniye önce düşüncemizin kenarında bile geçirdiğimiz her türlü siparişleri; gözümüzü açtığımız an getirip önümüze seriyor;

         …

         Ama gün isimli “BİLGE ÇERÇİ”

         Bizlere diğer bohçacı çerçilerden çok farklı davranıyor;

         Şöyle ki;  hep iddialı, hep daha ısrarcı, sert hatta otoriter, kendini beğenmiş, burnu havalarda satıcı gibi davranıyor...  Bizimle asla pazarlık etmiyor... Hatta söz hakkı bile tanımıyor... Hep kendi istediklerini kabul ettiriyor… Üstelik bunu da profesyonel başarıyor...

         Sunduklarına asla karşı konulamayan her zaman da kendini beğenen bir satıcı gibidir... Örneğin mutluluk sevgi, aşk, sevda, başarı, güzellik, doyum ve erdemleri, nazlanarak istemeyerek hatta gönülsüzce çok ağırdan alarak, yavaşça ve sanki istemeden; hatta yüzünü öte tarafa çevirerek bize veriyor... Ama olumsuzluk içeren sorun, sıkıntı, başarısızlık, hüzün, kaygı, endişe, her türünden acı, kötülükleri ise zorla üstümüze atarak sahiplenip yaşamamızı emrediyor... 

         ...  

         Aslında gözümüzü açtığımız her sabah yüzde yüz karşılaştığımız; gün isimli bu evrensel “BİLGE ÇERÇİ” yi suçlamaya hiç hakkımız yok, çünkü o görevini dört dörtlük biçimde üstelik hiç aksatmadan ömrümüz boyunca hizmetkârlık görevini kusursuzca ve kendinden emin şekilde yapıyor;      

        Bohçasında getirdiklerini; sevsek de sevmesek de; kabul etsek de etmesek de; beğensek de beğenmesek de; gün isimli “BİLGE ÇERÇİ”  her sabah gözümüzü açtığımızda sipariş ettiklerimizi getirip önümüze seriyor... Bunun da ötesinde; biz unutsak bile; yıllar önce düşüncemizin kenarından geçirerek verdiğimiz o siparişlerimizi unutmadan getirip önümüze koyuyor onları alıp yaşamak zorunda bırakıyor...

         ...

        Her sabah gözümüzü açtığımızda bire bir karşılaştığımız; bir türlü hizmetkârlık görevini kusursuzca yerine getiren bu “BİLGE ÇERÇİ” ye; getirip önümüze serdiği bu siparişlerimizi ona nasıl veriyoruz?

         ...

         Bunu şöyle yapıyoruz; yaşamayı düşündüğümüz; yaşamayı umut ettiğimiz; ya da ömür boyu hayalini kurup; gerçekleştirmek için çaba harcamayı planladığımız; ya da uğruna mücadele ettiğimiz eylemlerimizle; düşünce dünyamızda oluşturduğumuz fikirlerimizle;

         Seçtiğimiz ve gerçekleştirmeye çalıştığımız; her adımımızda elde etmek için peşinde yürüdüğümüz hedeflerimiz; çevremizdeki insanlarla kurduğumuz her türlü ilişkilerimiz; yaşama bakış felsefemiz; sevgimiz, erdemlerimiz, sorunlarımız, ortaya çıkmasına neden olduğumuz hatalı ve yanlışlarımızdan oluşuyor...

         ...

        Hatta farkında olmadan yıllar öncesinden ön ödemesini bile yapıp, siparişini çok önceden verdiğimiz değerleri gözümüzü açtığımız; beklemediğimiz bir sabah “BİLGE ÇERÇİ” nin getirip önümüze koyduğuna tanık oluyoruz...

         ...

       Başka bir deyişle; yöneldiğimiz her türlü konular; içimizden arzu edip unuttuğumuz; ya da ret ettiklerimiz, hayatımızla ilgili her türlü düşüncelerimizi saniyesi saniyesine kayıt ediyor...

        Sabahları gözümüzü açtığımızda; çağırmasak hatta istemesek bile; bohçasına doldurup getirip önümüze seriyor...

        -Buyurun bunlar sizin kendi istekleriniz; kendi düşüncelerinizde oluşturduğunuz siparişleriniz;

        -Hadi alın şimdi dolu dolu yaşayın diyor...

       İstesek de istemesek de onun getirdiklerini alıp yaşamak zorunda kalıyoruz… Sipariş etmemize rağmen getirdiklerinin bazılarından mutlu olup olmadığımız; ya da üzüntü duyup duymadığımız, acı çekip çekmediğimiz; hizmetkârlık yapan “BİLGE ÇERÇİ” nin umurunda bile olmuyor...

             ...

         Olayın başka bir boyutuna gelince; gün isimli “BİLGE ÇERÇİ” ye bilinçli ya da bilinçsizce; sipariş ettiklerimizin arasında; erdem, güzellik, sevgi, sevda, mutluluk, coşku, hoşgörü, adaletli davranış, aşk, bağışlamalar olabiliyor… Farkında olmasak da; sorun yaratmak, insanlarla çatışmak, kırmak, dökmek, dedikodu yapmak, saf insanlara tuzak kurmak, kavga etmek, insan yaralamak, cinayet işlemek, kötülük yaparak daha büyük sorunlar ve acılar yaratmak, kendimizin başına bela açmak şeklinde olabiliyor… Ya da yakınlarımızı zarara uğramak, başkalarına acı vermek, kavga etmek, küfür etmek, hak yemek, onursuz davranmak gibi olumsuz konular da oluyor...

         ...

         Bu “BİLGE ÇERÇİ” ;

         Düşünce ve isteklerimizi gün boyunca sıfır hata, yüzde yüz başarılı şekilde kayıt ediyor; bohçasına dolduruyor; her sabah uyandığımızda da; verdiğimiz siparişlerimizi getirip önümüze koyuyor; belki de şöyle düşünüyor;

          -Ey beyefendi;

          -Ya da hanımefendi;

         -Hoşuna gidenler kadar gitmeyenler de sen sorumlusun...

         -Ben sadece siparişlerini kayıt ediyorum, çerçilik görevini yaptım yapıyorum, yapacağım senin isteklerini, düşüncenden geçenleri anı anına belirleyip, dilediklerini getirdim, der...

           Biz getirdiklerinden memnun olsak da olmasak ta;

           “BİLGE ÇERÇİ”  ertesi sabah tekrar bize sunmak istediğimiz;

           Siparişlerinin hazırlıklarını yapmak üzere bizim bilinçaltımızdaki düşüncelerimizi, eylem ve hareketlerimizi kayıt etmeye devam eder...

         ...

         Çünkü hizmetkârlık görevini sıfır hata yüzde yüz başarıyla sürdüren; “BİLGE ÇERÇİ” düşündüklerimizi, yaptıklarımızı, hayallerimizi ve umutlarımızı bir emir olarak kabul ediyor... Bize hatasız hizmet etme konusunda sanki kendiyle inanılmaz şekilde yarışıyor... Ertesi gün ve uzun gelecekteki istediklerimizi belirleyip getirebilmek için gün ve yaşam boyu bizi izlemeye devam ediyor...

         ...

         Bize düşen görev ise net olarak şudur; isteklerimizi siparişlerimizi en doğru, en akılcı, olanaklarımıza ve yeteneklerimize göre belirlemeliyiz; o zaman gün isimli “BİLGE ÇERÇİ” nin yaşamamız için her sabah bohçasından çıkartıp önümüze koyduğu siparişler hiçbir zaman sürpriz olmaz ve getirdiklerinden de pişmanlık duymayız… Aksine daha da çok mutlu oluruz...

         ...

         Ama yanlış, aklımızı kullanmadan hatalı, olanaklarımızı aşan; 

         Bizi ve çevremizi zora sokabilecek isteklerimizi sipariş ettiğimizde ise; mutsuzluk, karamsarlık, acı, olumsuzluk, kaygı, hüzün başarısızlıklara dolu bohçasını getirip her sabah önümüze açacağını asla unutmayalım.

         Mutluluk denilen şey; gün isimli “BİLGE ÇERÇİYE” ömür boyunca; güzel şeyler düşünüp, güzel davranışlar sergileyip, güzel hayaller kurup, doğru sipariş verip; getirdiklerini alıp çekinmeden, korkmadan, göğsümüz gürleyerek mutlu şekilde alıp coşkuyla yaşamak olmalıdır... Hayatımız beşikten mezara kadar tamamen kendi eserimizdir unutmayalım…. ABDULKADİR KAÇAR ADANA 2026

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
G-XTDENW5LW2